14.10.2019
evet,
nerede kalmıştık?
bugünlerde okunan kitaplar
1) anna karenina / tolstoy (okuması ertelenmiş kitaplardan)
2) kant'ın şemsiyesi / bülent gözkan
3) kurmaca'nın retoriği/ wayne c.booth - başlanacak
istanbul'dan döner dönmez marmaris'e eko-fest'e gittik. ben neşe ekmek atölyelerine katılır herhalde, ben de etkinlik alanını gezerim, kitabımı da alır, bir kenarda hem kitap okur hem de güzel yiyecekler oluyor bu etkinliklerde, onlardan atıştırırım diye cebime biraz da para koyarak ona eşlik ettim. fakat düşündüğüm gibi çıkmadı. çok güzel paneller ve söyleşiler vardı. bisikletli yaşam ve ekolojik köyler konusunda yapılan iki söyleşiyi büyük bir ilgiyle dinledim. ekolojik köyleri ankara'da güneşköy deneyiminin kurucularından inci gökmen anlattı. bu isimleri kaydedin. internetten bakın çok güzel bir örnek. hani hep aramızda konuşuruz ya, bir toprak alalım herkes evini kursun diye, onlar yapmışlar. çok da alternatif bir şey yapmışlar. şöyle; ankara yakınlarında 70 dönümlük bir arazi satın almışlar. oraya bir de sera kurmuşlar. evlerini taşımamışlar ama serada bir de yaşam alanları var. yani gittikleri zaman orada kalabiliyorlar. hatta bir de kerpiçten çok orijinal bir eğitim binası yapmışlar. tamamen ekolojik. bir de yeni bir kavram öğrendim. "topluluk destekli tarım". mart nisan aylarında arazilerine ne ekeceklerini planlıyorlar. bunu da iletişimde bulundukları tüketiciler (onlar gene farklı bir terim kullanıyorlar, türetici) aracılığıyla yapıyorlar. bu şekilde kar amacı gütmeyen ama zarar da etmeyen bir sistem kurmuşlar. bir de merkezi danimarka'da olan ve dünyada bu türden ekolojik köyler arasında bir ağ olan gen (global ecovillage network)'e üye olmuşlar. bilgi ve deneyim paylaşıyorlar.
asıl önemlisi arkadaşlar, az daha unutacaktım. ilk şarabımı kurdum. bir önceki yazımda söylemiş miydim bilemiyorum ama garova diye bir şarap bağında gönüllü olarak, onların ihtiyacı olduğu zamanlarda çalışıyorum. orada çalışırken de sınırsız lezzette şaraplar tadıyorum. hayır şarapçı olmadım. hemen yaftalamayın (!). yalnızca gerçekten çok muhteşem bir deneyim. bağda çalışmak şarabın her üretim aşamasında olabilmek ve her aşamadaki tadını, rengini kokusunu deneyimleyebilmek çok olağanüstü. ben de kendi şarabımı kurabilir miyim diye düşündüm. mehmet sağolsun kendi üzümlerinden yüz kilo bana verdi. hemen gittim, 60 litrelik iki, 40 litrelik de bir güğüm aldım bildiğiniz süt güğümü. neşe'nin geçen sene aldığı ahşap oyma dersleri benim işime yaradı. çünkü orada kullanmayı öğrendiği kıl testere benim güğümlere muhteşem hava kilidi açmasını sağladı. eğitim şart. şimdi o güğümler benim şarap tankım oldu. mehmet bir kıyak daha yaptı benim üzümleri sıkıp güğümlerime koydu. aslında bana yalnızca güğümleri eve getirmek kaldı. 60 litrelik güğümlerimden birisi boş, onu 10 gün sonra şarabımı aktarmakta kullanacağım. fazla sır vermek yok.
geleceksiniz çalışacaksınız. sırlar öyle verilir. ama bu yaz bizi ziyaret edecek dostlarıma ağızlarını sulandıracak bir haber daha vereyim. posasından da ergin'le yıllardır konuştuğumuz çaça rakısı yapacağım ki, rakının dibi bence o'dur işte. yani bu yaz şarabın ve rakının haddi hesabı yok.
bu arada, neşe yabancı basını takip ediyor. bu harekat konusunda sivil tepkiler inanılmaz ölçülerde. keşke bir ikisini çevirip yayınlayabilsek. bazen benim için çeviriyor. çok korkunç.
hep unutuyorum. bak işte, o kadar eko-fest'e gittik, mehmetin şarap bağı dedik, blogda kullanılacak tek foto yok. artık bunu da iş edineceğim. söz.
neyse arkadaşlar, benim birazdan felsefe eğitimim başlayacak (kendi kendime) dersi daha fazla kaynatmayayım bana müsaade..
yeni öğrendiğim kavramlar.
nous: zamana tabi olmayan nesneler demek (intellectus)
noeta : saf düşünce objeleri demek (tanrı, ruh veya idealar)
bu kavramlarla düşünebilmek çok ufuk açıcı sanki..
nerede kalmıştık?
bugünlerde okunan kitaplar
1) anna karenina / tolstoy (okuması ertelenmiş kitaplardan)
2) kant'ın şemsiyesi / bülent gözkan
3) kurmaca'nın retoriği/ wayne c.booth - başlanacak
istanbul'dan döner dönmez marmaris'e eko-fest'e gittik. ben neşe ekmek atölyelerine katılır herhalde, ben de etkinlik alanını gezerim, kitabımı da alır, bir kenarda hem kitap okur hem de güzel yiyecekler oluyor bu etkinliklerde, onlardan atıştırırım diye cebime biraz da para koyarak ona eşlik ettim. fakat düşündüğüm gibi çıkmadı. çok güzel paneller ve söyleşiler vardı. bisikletli yaşam ve ekolojik köyler konusunda yapılan iki söyleşiyi büyük bir ilgiyle dinledim. ekolojik köyleri ankara'da güneşköy deneyiminin kurucularından inci gökmen anlattı. bu isimleri kaydedin. internetten bakın çok güzel bir örnek. hani hep aramızda konuşuruz ya, bir toprak alalım herkes evini kursun diye, onlar yapmışlar. çok da alternatif bir şey yapmışlar. şöyle; ankara yakınlarında 70 dönümlük bir arazi satın almışlar. oraya bir de sera kurmuşlar. evlerini taşımamışlar ama serada bir de yaşam alanları var. yani gittikleri zaman orada kalabiliyorlar. hatta bir de kerpiçten çok orijinal bir eğitim binası yapmışlar. tamamen ekolojik. bir de yeni bir kavram öğrendim. "topluluk destekli tarım". mart nisan aylarında arazilerine ne ekeceklerini planlıyorlar. bunu da iletişimde bulundukları tüketiciler (onlar gene farklı bir terim kullanıyorlar, türetici) aracılığıyla yapıyorlar. bu şekilde kar amacı gütmeyen ama zarar da etmeyen bir sistem kurmuşlar. bir de merkezi danimarka'da olan ve dünyada bu türden ekolojik köyler arasında bir ağ olan gen (global ecovillage network)'e üye olmuşlar. bilgi ve deneyim paylaşıyorlar.
asıl önemlisi arkadaşlar, az daha unutacaktım. ilk şarabımı kurdum. bir önceki yazımda söylemiş miydim bilemiyorum ama garova diye bir şarap bağında gönüllü olarak, onların ihtiyacı olduğu zamanlarda çalışıyorum. orada çalışırken de sınırsız lezzette şaraplar tadıyorum. hayır şarapçı olmadım. hemen yaftalamayın (!). yalnızca gerçekten çok muhteşem bir deneyim. bağda çalışmak şarabın her üretim aşamasında olabilmek ve her aşamadaki tadını, rengini kokusunu deneyimleyebilmek çok olağanüstü. ben de kendi şarabımı kurabilir miyim diye düşündüm. mehmet sağolsun kendi üzümlerinden yüz kilo bana verdi. hemen gittim, 60 litrelik iki, 40 litrelik de bir güğüm aldım bildiğiniz süt güğümü. neşe'nin geçen sene aldığı ahşap oyma dersleri benim işime yaradı. çünkü orada kullanmayı öğrendiği kıl testere benim güğümlere muhteşem hava kilidi açmasını sağladı. eğitim şart. şimdi o güğümler benim şarap tankım oldu. mehmet bir kıyak daha yaptı benim üzümleri sıkıp güğümlerime koydu. aslında bana yalnızca güğümleri eve getirmek kaldı. 60 litrelik güğümlerimden birisi boş, onu 10 gün sonra şarabımı aktarmakta kullanacağım. fazla sır vermek yok.
geleceksiniz çalışacaksınız. sırlar öyle verilir. ama bu yaz bizi ziyaret edecek dostlarıma ağızlarını sulandıracak bir haber daha vereyim. posasından da ergin'le yıllardır konuştuğumuz çaça rakısı yapacağım ki, rakının dibi bence o'dur işte. yani bu yaz şarabın ve rakının haddi hesabı yok.
bu arada, neşe yabancı basını takip ediyor. bu harekat konusunda sivil tepkiler inanılmaz ölçülerde. keşke bir ikisini çevirip yayınlayabilsek. bazen benim için çeviriyor. çok korkunç.
hep unutuyorum. bak işte, o kadar eko-fest'e gittik, mehmetin şarap bağı dedik, blogda kullanılacak tek foto yok. artık bunu da iş edineceğim. söz.
neyse arkadaşlar, benim birazdan felsefe eğitimim başlayacak (kendi kendime) dersi daha fazla kaynatmayayım bana müsaade..
yeni öğrendiğim kavramlar.
nous: zamana tabi olmayan nesneler demek (intellectus)
noeta : saf düşünce objeleri demek (tanrı, ruh veya idealar)
bu kavramlarla düşünebilmek çok ufuk açıcı sanki..
Keyifle okudum. Marmaris etkinliğini takip ediyordum, gittiğiniz ve beni götürmediğiniz için kıskandım. Verdiğin tüm güzel haberler için teşekkür ederim. Sağlıcakla...
YanıtlaSil