emekliliğe (!) giriş
lafı çok uzatmayayım. neşe ile emekli olduk 2018, 1 mart itibariyle güllük'e yerleştik.
aradan 1,5 yıl geçti yani.
bu zaman zarfında bol bol yüzdüm. çevreyi gezdim. kitaplar okudum.
kitapları üç kategoriye ayırdım.
1) içimde kalan kitaplar. bunca zamandır okuyup da okumaya fırsat bulamadığım, konsantre olamadığım kitaplar. bunlar, aslında çok bilinen şeyler. yani, oblomov, savaş ve barış, moby dick gibi.
aslında bunların da bir listesini yapsam güzel olacak. şimdilik kütüphanede yan yana sıralanmış olarak duruyorlar.
2) felsefe ve kurgu üzerine yazılmış kitaplar. bunlardan bitirebildiklerimin sayısı çok fazla değil. ama gene de kendimi başarılı sayıyorum. sonuç olarak sorsan bana "şeyleşme " kitabından ne anladın diye oturup üzerine bir saat konuşamam ama hiç olmazsa kavramlar dünyasına girmiş oluyorum.
3) kendimi fazla kaptırmamaya çalışarak yeni çıkan kitaplar çokça da romanlar. en son elena ferrante'nin napoli dörtlemesini okudum.
planladığım şey şu aslında. bir kurgu yazmak. roman olur herhalde. kendime iki yıl zaman koymuştum. 1 mart 2018 tarihinden itibaren. bu zamanın sonunda artık yazmaya başlayacaktım. zaman azaldı. bir sürü dostum "yaz artık. yazmadan yazabileceğini anlayamazsın" diyor. ısrarla günlük bile yazmadım. bu bloğu yazma nedenim de bilgisayarım bozuldu, tabletten de yazmak için microsoft word satın almam gerekiyor. bari bloğa yazayım dedim.
ısrarla yazmadım dedim ya, aslında ne yazacağımı bilemiyorum. sonra bugün kafamda bir yola çıkış noktası belirdi. beni zaman zaman amerikalıların deyimiyle bir ucube hale getiren düşünüş ve davranış hallerim, öfkelerim, kederlerimi yazmak doğru olabilir diye düşündüm. doğru bir çıkış noktası olduğuna inanıyorum. mesele, nasıl kurgu yapacağımda düğümleniyor. bunu buldum ya, kurgu kısmını da hallederim diye düşünüyorum.
bloğun başlığını güllük aylaklıkları koydum. burada günlük düşünce ve kaygılarımı, yaptığım kısa ve uzun gezileri, dinlediğim müzikleri, kafamda acımasızca eleştirdiğim şeyleri hatta seyrettiğim dizi ve filmleri yazmayı düşünüyorum.
kolay gelsin.
bugüne ait notlar
uzun zamandır beklediğimiz çok güzel bir yağmurla başladı gün.
önce ben spotify'dan music for rainy day başlığı ile müzik aradım. daha sonra 1.kategorideki kitaplarımdan yani okumayı ertelediğim kitaplardan anna karenina'yı okuduğum için klasik müzik açtım. çaykovski ağırlıklı bir seri dinledim. kahvaltıdan sonra ise neşe gene uzun zamandır dinlemediğimiz leonard cohen açtı güzel uydu.
not: yazarken kolay olması nedeniyle büyük küçük harf kullanmadım
aradan 1,5 yıl geçti yani.
bu zaman zarfında bol bol yüzdüm. çevreyi gezdim. kitaplar okudum.
kitapları üç kategoriye ayırdım.
1) içimde kalan kitaplar. bunca zamandır okuyup da okumaya fırsat bulamadığım, konsantre olamadığım kitaplar. bunlar, aslında çok bilinen şeyler. yani, oblomov, savaş ve barış, moby dick gibi.
aslında bunların da bir listesini yapsam güzel olacak. şimdilik kütüphanede yan yana sıralanmış olarak duruyorlar.
2) felsefe ve kurgu üzerine yazılmış kitaplar. bunlardan bitirebildiklerimin sayısı çok fazla değil. ama gene de kendimi başarılı sayıyorum. sonuç olarak sorsan bana "şeyleşme " kitabından ne anladın diye oturup üzerine bir saat konuşamam ama hiç olmazsa kavramlar dünyasına girmiş oluyorum.
3) kendimi fazla kaptırmamaya çalışarak yeni çıkan kitaplar çokça da romanlar. en son elena ferrante'nin napoli dörtlemesini okudum.
planladığım şey şu aslında. bir kurgu yazmak. roman olur herhalde. kendime iki yıl zaman koymuştum. 1 mart 2018 tarihinden itibaren. bu zamanın sonunda artık yazmaya başlayacaktım. zaman azaldı. bir sürü dostum "yaz artık. yazmadan yazabileceğini anlayamazsın" diyor. ısrarla günlük bile yazmadım. bu bloğu yazma nedenim de bilgisayarım bozuldu, tabletten de yazmak için microsoft word satın almam gerekiyor. bari bloğa yazayım dedim.
ısrarla yazmadım dedim ya, aslında ne yazacağımı bilemiyorum. sonra bugün kafamda bir yola çıkış noktası belirdi. beni zaman zaman amerikalıların deyimiyle bir ucube hale getiren düşünüş ve davranış hallerim, öfkelerim, kederlerimi yazmak doğru olabilir diye düşündüm. doğru bir çıkış noktası olduğuna inanıyorum. mesele, nasıl kurgu yapacağımda düğümleniyor. bunu buldum ya, kurgu kısmını da hallederim diye düşünüyorum.
bloğun başlığını güllük aylaklıkları koydum. burada günlük düşünce ve kaygılarımı, yaptığım kısa ve uzun gezileri, dinlediğim müzikleri, kafamda acımasızca eleştirdiğim şeyleri hatta seyrettiğim dizi ve filmleri yazmayı düşünüyorum.
kolay gelsin.
bugüne ait notlar
uzun zamandır beklediğimiz çok güzel bir yağmurla başladı gün.
önce ben spotify'dan music for rainy day başlığı ile müzik aradım. daha sonra 1.kategorideki kitaplarımdan yani okumayı ertelediğim kitaplardan anna karenina'yı okuduğum için klasik müzik açtım. çaykovski ağırlıklı bir seri dinledim. kahvaltıdan sonra ise neşe gene uzun zamandır dinlemediğimiz leonard cohen açtı güzel uydu.
not: yazarken kolay olması nedeniyle büyük küçük harf kullanmadım
keyifle okudum... devamını bekliyor aylaklık başlık olarak kalsın diyorum....
YanıtlaSilbu daha başlangıç
YanıtlaSilyazma mücadelesine devam ����
büyük küçük harf meselesini hiyerarşik olarak kullanmadığını sanmıştım. böyle de olur ��
eline sağlık.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilaylaklıkları kayıt altına almaya devam. yolun açık olsun. sevgiler.
Sil